Zamanaşımını kesmek amaçlı takdir komisyonuna sevklerde, takdir komisyonunda bekleme süresi azami ne kadar olmalıdır ?

  • Home
  • Vergi Usul Kanunu
  • Zamanaşımını kesmek amaçlı takdir komisyonuna sevklerde, takdir komisyonunda bekleme süresi azami ne kadar olmalıdır ?

Vergi hukukunda zamanaşımının durması, yasada sayılan hallerin ortaya çıkmasıyla ile zamanaşımı süresinin işlememesidir. Zamanaşımının duracağı haller 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, vergi dairesinin matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurması zamanaşımını durdurur; duran zamanaşımı takdir komisyonu kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder; ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.

Hukuk devletinde hukukun güvenliği ve belirliliği zorunludur. Vergilemede belirlilik ilkesi, yükümlünün hem kişiler hem de idare yönünden belli ve kesin olmasını, yasa kuralının ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesini gerektirir. Vergilendirme mükellefler yönünden güvensiz bir sisteme dönüşmemelidir.

Zamanaşımı, alacak hakkının, belirli bir süre kullanılmaması nedeniyle “ dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalınmasını ifade eder, sürüp giden eylemli bir durumu, kesin ve dokunulmaz hukuki bir duruma çeviren bir kurumdur. Yasa koyucu, zamanaşımının amacını göz önünde tutarak olayın niteliği ve önemi ile borçlu ve alacaklıların durumuna göre uygun göreceği zamanaşımı sürelerini öngörürken hukukun esaslarına ve özellikle Anayasanın ilkelerine bağlı kalmak zorundadır.

Vergi alacaklısı olan devleti vergi alacağını takip etme ve harekete geçirme konusunda itici bir güç olan zamanaşımı, vergilendirmenin temel öğeleri arasındadır ve süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalması sonucunu doğurur. Bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını etkileyecek keyfi uygulamalara neden olunmaması için vergiyi doğuran olay, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil ve yaptırım gibi vergilendirmenin temel öğelerinden olan zamanaşımının da yasalarla belirlenmesi gerekir.

Verginin yasallığı ilkesi, vergi kurumunun hukuksal yapısının temel koşulu olup oranının, salınma biçiminin, alınma zamanının yönetim ve yükümlüler bakımından belirginliğine dayanır. Yükümlülere güven veren bu ilke, vergi yönetiminde de kararlılık sağlamakta, herkesi eşit biçimde kapsamına alan bir yurttaşlık görevinin göstergesini oluşturmaktadır.

Zamanaşımının durma süresinin belirsizliği, makul ve adil bir sürenin bulunmaması, vergi dairesince matrah takdiri için başvurunun sırf zamanaşımını durdurmak için keyfi olarak kullanılmasında güvence sağlamayacağı gibi yükümlüye vergi tahsilatının geciktiği süre kadar gecikme zammı ve faizi uygulanacak olması da yükümlünün vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olacaktır.

Dolayısıyla takdirde geçen süre; sadece zamanaşımının duracağı süreye ilişkin olmayıp, söz konusu bir yılı aynı zamanda takdir komisyonunun matrah takdiri için kullanabileceği azami süre olarak kabul etmek mükelleflere hukuki güvence sağlayan belirlilik ilkesinin bir gereğidir. Aksi bir durum idarenin öngörülemeyen keyfiliğini doğurur ki bu durum açıkça hukuk devletine aykırılık teşkil eder.

Daha ayrıntılı bilgi için vergicezayargilamasi.com’la iletişim kurunuz

Saygılarımızla…

Leave A Reply